İstediği ufak bir sevda çığlığıydı sadece. Bir de derinden gelen, engel olunamayan hıçkırıklar vardı. Ona ulaşmak için elinde tuttuğu kalemi düşürten, hislerini anlatmasına izin vermeyen hıçkırıklar.
Soğuktu.
Zaten mayıslar hep soğuk geçerdi İstanbulda. Bahar elveda demeden son kez kendini hissettirme telaşında yine. İnce yağmur taneleri birbirine benziyor ama her biri o puslu gecede ona başka başka şeyler fısıldayip, iliklerine arkadaşlık etmeyi başarıyordu. Toz kokan banklardan birinin üzerinde titriyordu. Ne fark eder nerede olduğu? Deniz kenarında her yer karanlık ve aynıydı. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Ama onun için, yanında o olmasa da ikisinin başbaşa kalabildiği mutluluk anından başka bir şey değildi. Kendini tutamadı; ağlamaya başladı. Deli çocuk kendini kandırmayı bırakip, yalnızlığının farkına vardı. Ama rüzgara alışıktı; zaten aylardır ayazda olan o değil miydi?
Esmer bir yüzün üzerine konmuş bir çift koyu derinlikte; yalnızlığı acıya katık edip, hüzünle doyan o ürkek kızı seviyordu. Aşkına karşılık bulamayacağını öğrendiğinde asla utanmadı. Çünkü sevmek utanılacak bir şey değildi. Ağladı sadece. Aşkını anlatamadığı için değil asla; anlamak istemeyenler için ağlıyordu. Onlara acıyordu.
Deli çocuk daha fazla yalnız ve mutsuz olmak istemiyordu. İstediği tek şey mutluluğu herkesten çok hak edip de alamadığını başkalarının da fark etmesiydi. Fark ettirebilmenin tek yolunun da bu dünyadan göçup gitmesi olduğunu düşünüyordu. Küçüktü, alacağı daha çok yol vardı. Bunun farkındaydı belki ama yaralı kalbi söz dinlemiyordu. Kırmışlardı; kalbini de uçurtmasını da. Uçurtmasına hiç kavuşamadan birileri onu yirtip kenara atıvermişti. Oysa ne çok uğraşmıştı onu elde edebilmek için.
Adını andığı anda biliyordu ki onu düşünmüş olmanın getireceği mutluluğun o hoş kokan esintisi, tüm duyularını yine yerle bir edecekti. O muhteşem duyguyu bir daha tatmak istedi. Bir daha; ve bir kere daha... Zaten hayat denilen denizde boğulmamak için ondan başka neye tutunabilirdi ki!
Ertesi sabah deniz kenarında duran cansız bedenini saran kabanının cebinde yırtık bir mektup bulundu. Mektubun sonunda aynen şöyle yazıyordu:
İkimiz için hissettiğim bunca şeyden sonra keşke beni yanına alsaydın da sevgiye dair ne varsa benden esirgemeseydin. Yeryüzündeki pislikler hakkında soru sorma; onları affet. Sana her gece yıldızların arasından el salladığımda yanımda olduğunu hissettir yeter. Yalnızım ve kimim bilmiyorum? Bildiğim bir şey var aslında. Acı çeken erkekler de ağlarmış; anladım.
Çünkü yönümü kaybettim.
Çünkü, çünkü ölüyorum.









mirc mirc mırc mirç mırç mirc indir mırc indir mirc mırc mırç mirc yükle mirc download islami sohbet dini sohbet islami çet islami chat kelebek kelebek sohbet kelebek mirc kelebek indir kelebek script kameralı mirc kameralı chat mirc mırc kameralı sohbet kameralı chat chat chat yap chat sohbet chatsohbet çet çet odaları çet odası sohbet kanalları sohpet sohbet odaları sohbet kanalları yarışma soru cevap oto araba mp3 mp3 indir astroloji gazeteler gazeteler marifetname
--
giggidy giggidy!!
Previous Page12Next Page